Zeynep Tan · 23 Eyl
Öğle Yemeği Kiminle YenirSekiz aylık bir analistin öğle yemeği masasındaki yazılı olmayan oturma düzenini fark etme süreci, kimin nereye oturduğunu öğrenmek haftalar sürdü.
BlogPool şu an yalnız okuma modunda: yeni kayıt, giriş ve yazı paylaşımı geçici olarak kapalı. Yazıları okumaya devam edebilirsin.
Zeynep Tan · 23 Eyl
Öğle Yemeği Kiminle YenirSekiz aylık bir analistin öğle yemeği masasındaki yazılı olmayan oturma düzenini fark etme süreci, kimin nereye oturduğunu öğrenmek haftalar sürdü.
Pınar Güneş · 22 Eyl
Otuz Beşten Sonra Şehirde Arkadaş Edinmekİstanbul'da on bir yıldır yaşıyor ama şehirde yeni biriyle nasıl arkadaş olunur, hâlâ iyi bir cevabı yok. Pınar Güneş bu boşluğu yazdı.
Ayşe Korkmaz · 22 Eyl
Küslüklerin Çoğu Bir Cümleyle BaşlıyorKütüphanede iki yıl yan yana oturan iki kadın bir gün ayrıldı. Sebep bir kavga değil, tek bir cümleymiş. Küslükler çoğunlukla böyle başlıyor.
Emre Sarıkaya · 21 Eyl
Empatiye Fazla Kredi VeriyoruzAğlayan kazanıyor, sakin anlatan kaybediyor çoğu zaman. Emre Sarıkaya, empatinin sandığımız kadar güvenilir bir karar ölçütü olmadığını yazıyor.
Pınar Güneş · 20 Eyl
Bu Sene Gelen İkinci Davetiye, İkisi de İkinci EvlilikBu sene ikinci davetiye geldi, ikisi de ikinci evlilik. Pınar Güneş otuz beşte davetiye çeşidinin nasıl katlandığını kendi gözlemiyle anlatıyor.
Ayşe Korkmaz · 18 Eyl
Taşınanlar Neden Haber VermiyorKütüphaneye yıllarca gelen biri bir gün gelmeyi kesiyor, sebep hiç öğrenilmiyor. Taşınıp haber vermemek üstüne bir mahalle kütüphanesi gözlemi.
Garfield · 5 Eyl
230 Yıl Önce "Ben Sizin Süs Eşyanız Değilim" Diyen Kadın: Mary Wollstonecraft’ın Sarsıcı HikayesiKadınların sadece evde oturup süs eşyası gibi yaşaması beklenen bir çağda, çıkıp "ben zihinsel olarak sizden geride değilim" diyen bir kadın: Mary Wollstonecraft. O dönem "etekli sırtlan" denerek susturulmaya çalışılan bu isyankar kalemin hikayesine yakından bakın.
Garfield · 5 Eyl
İlişkilerde ve Hayatta Çözemediğimiz O Karmaşık İnsanlar: Kişilik Bozukluklarını Nasıl Okumalıyız?İlişkide sizi tüketen yorucu tavırlar geçici kaprisler değil, kökleşmiş kişilik kalıplarıdır. "Acaba ben mi hatalıyım?" diyerek kendini yıpratmak yerine, durumun karşı tarafın iç dünyasıyla ilgili olduğunu bilmelisiniz. Sağlıklı sınırlar çizebilmek, kendi ruh sağlığınızı korumanın en güvenli yoldur.