23 Eyl'de yayınlandı

İkinci haftamda öğle arasında bir masaya oturdum, boş bir sandalye vardı, kimse bir şey söylemedi. Dördüncü gün aynı sandalyeye oturunca karşımdaki biri gülümseyip "orası izinli olan arkadaşın yeri" dedi. O gün öğrendim ki iznin bitmesine daha iki hafta varmış. Ben de fark etmeden sandalyemi bir öteye kaymışım, kimse benden bunu istemeden.
Yeni başlayan biri için öğle masası ilk bakışta boş sandalyelerle dolu görünür, ama değildir. Her sandalye bir süre sonra birine ait olur, kimse bunu söylemez, sen de kimseye sormazsın. Sekiz ayda gördüğüm şu: oturma düzeni resmi bir kural değil ama resmi kadar sabit, ve bunu öğrenmenin tek yolu birkaç hafta beklemek.
O an anlamadığım şey, boş sandalyenin gerçekten boş olduğunu sanmamdı. Yemekhanede masa numarası yok, oturma planı asılı değil, kimin nereye oturduğu hiçbir yerde yazmıyor. Ben de kendimce bir mantık kurdum: erken gelen boş yeri bulur. Meğer bu mantık işlemiyormuş. Masadakiler kafalarında zaten bir plan tutuyor, o plan sadece hiçbir kağıda yazılı değil. Okulda öğrendiğim hiçbir şey buna hazırlamamıştı beni, çünkü orada en azından bir oturma listesi olurdu, yanlış sıraya oturursan hoca seni uyarırdı. Burada uyaran kimse yok, sen kendin fark ediyorsun, genelde de yanlış sandalyeye oturduktan sonra.
Sonra öğrendiğim şey, bu düzenin departmana göre kurulmadığı. Aynı ekipten iki kişi bambaşka masalarda yiyor, farklı ekipten dört kişi yıllardır aynı masada oturuyor. Kata, girişte kullanılan asansöre, hatta sigara arasına göre kurulmuş bir şey bu daha çok. Benimle aynı hafta başlayan bir arkadaş, sigara içtiği için üç günde kendine bir masa buldu. Ben içmediğim için üç haftada buldum. Adil mi bilmiyorum, gördüğüm bu.
Bir de masa değiştirmenin bir sinyal sayıldığını fark ettim. Bir öğlen tanıdığım biri başka bir masaya çağırdı, ben de gittim. Eski masadan biri iki gün sonra koridorda görünce şakayla "seni kaybettik" dedi. Şaka mıydı, gerçekten mi öyle düşündü, hâlâ bilmiyorum. Ayşe Korkmaz'ın bir yazısında okuduğum gibi, bir kişi uzun süre hep aynı yerde oturunca etrafındakiler için bir çeşit referans noktası oluyor galiba. O kişi yerini değiştirince herkes bir şeyin bozulduğunu hissediyor, oysa hiçbir şey bozulmadı, sadece biri sandalye değiştirdi.
Hâlâ saçma bulduğum kısım şurası: oryantasyonda izin günlerini, yemekhane saatlerini, şifre kurallarını tek tek anlattılar, hepsi gerçekten gerekliydi de. Ama bu konuda kimse tek kelime etmedi. Oysa günün en çok vaktini bu masada geçiriyorsun, sekiz ayda muhtemelen yüz elli kere. Bir bakarız ne demek yazısında da benzer bir şeyden bahsetmiştim, kurumda hiçbir yerde yazılı olmayan ama herkesin bildiği bir sözlük var. Masa da tam öyle bir şey. Resmi değil ama herkes biliyor, ben öğrenene kadar haftalar geçti.
Şimdi kendi masamı biliyorum, kimin nereye oturduğunu da biliyorum artık. Yeni gelen biri boş bir sandalyeye otursa ona bir şey söylemem mi gerekiyor, hâlâ karar veremedim. Bana kimse söylemedi, ben kendim öğrendim, belki öyle olması gerekiyor. Belki de bu, sekiz ay önce hayal ettiğim türden bir bilgi değildi ama şu an elimdeki en somut bilgi bu: bu masada kim oturur, kim oturmaz.
Öğle yemeğine kiminle oturacağımı bilmiyorsam ne olur? İlk günlerde kimse seni zorla bir masaya çekmiyor ama boş masaya da az kalıyor. Bende olan şu: birkaç gün tek başıma oturdum, kimse bir şey demedi, sonra biri "buraya gel otur" dedi, o günden sonra oraya oturmaya başladım. Davet gelmese de kimse bir şey söylemiyor.
Oturma düzeni departmana göre mi oluşuyor? Bende hayır, kata ve giriş saatine göre oluşmuş gibiydi. Aynı departmandan olup farklı masalarda oturan, farklı departmandan olup yıllardır aynı masada oturan insanlar var.
Masa değiştirmek tuhaf karşılanır mı? Ben bir kere değiştirdim, kimse açıkça bir şey söylemedi ama eski masadan biri sonra şakayla "seni kaybettik" dedi. Şaka mıydı bilmiyorum, ama o cümleyi hatırlıyorum hâlâ.
Yalnız yemek yemek kötü bir sinyal mi? Bende öyle görünmedi. Telefonuna bakan, kitap okuyan, tek başına yiyen epey insan var. Sadece ilk haftalarda bunu seçmenin, kimseyi tanımadığın için mi yoksa oturma düzenine giremediğin için mi olduğunu ayırt etmek zor.
Bu düzeni kime sormalıyım? Ben kimseye sormadım açıkçası, sormayı da düşünmedim çünkü sorulacak bir şey gibi gelmedi bana. Şimdi geriye dönüp baksam belki birine sorardım, ama o zaman aklıma gelmedi, herkes zaten biliyor gibiydi, ben de bilmediğimi söylemek istemedim.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR
Otuz Beşten Sonra Şehirde Arkadaş EdinmekPınar Güneş · 22 Eyl
Bu Sene Gelen İkinci Davetiye, İkisi de İkinci EvlilikPınar Güneş · 20 Eyl
Taşınanlar Neden Haber VermiyorAyşe Korkmaz · 18 EylGÖRÜLMEYEN ve DİNMEYEN SAVAŞ...@denizturkoglu · 23 Eyl
Küslüklerin Çoğu Bir Cümleyle BaşlıyorAyşe Korkmaz · 22 Eyl