22 Eyl'de yayınlandı

Bir toplantıda haftalık raporu elle hazırlamak yerine sistemin kendi ürettiği tabloya bağlamayı önerdim. İki saatlik iş üç dakikaya inecekti, sadece bir bağlantı kurmak gerekiyordu. Yöneticim başını salladı, "bir bakarız" dedi. Ben de defterime yazdım: haftaya sor.
Haftaya sordum. "Bir bakarız" geldi yine. Üç hafta sonra bir daha sordum, bu sefer "değerlendiriyoruz" dendi. Hâlâ elle hazırlıyorum o raporu, her pazartesi sabahı iki saatimi alıyor.
Sekiz ayda öğrendiğim şey şu: "bir bakarız" cümlesinde bir tarih ya da bir isim yoksa, o iş oraya kadar demektir. Gerçekten bakılacak bir konuda cümleye "salı akşama kadar" ya da "ben sorarım" gibi bir ek geliyor. Ek yoksa cümle konuyu kapatıyor, açmıyor.
O an anlamadığım şey, cümlenin kendi başına bir taahhüt olduğunu sanmamdı. Bakılacağını, bir yere not edileceğini, bir gün geri dönüleceğini düşündüm. Oysa cümle tam tersini yapıyormuş. Konuyu kapatıp gündemden düşürüyormuş, ben fark etmeden.
Okulda sürekli süreç haritası çizdirirlerdi bize, girdi ne, çıktı ne diye. Ofiste de fark etmeden aynı alışkanlığı yapmaya başladım, konu üretim hattı değil bu sefer, cümleler. Telefonumun notlar uygulamasına kimin ne dediğini, ardından ne olduğunu yazmaya başladım. İki ay sonra baktım, liste kendiliğinden bir örüntüye dönüşmüş. Aynı cümle, aynı sonuç, neredeyse hiç sapma yok.
Bunu anlamam biraz zaman aldı, çünkü kimse oturup anlatmıyor. Zamanla fark ettim: aynı hafta içinde "senkronize olalım" diyen biri gerçekten takvime bir gün ekliyorsa toplantı oluyor, sadece söyleyip geçiyorsa hiç olmuyor. Bunu bir kere yaşadım. On iki slaytlık bir sunum hazırladım, "senkronize olalım" denen o toplantı için. Toplantı üç kere ertelendi, dördüncüsünde takvimden sessizce kalktı. Kimse bana neden diye açıklamadı, ben de sormadım.
"Şimdilik beklemede" de benzer bir şey. "Şimdilik" kelimesi orada duruyor ama iş şimdiki zamanla ilgili değil, süreklilikle ilgili. Beklemedeki bir iş genelde bir daha gündeme gelmiyor, en azından benim gördüğüm kadarıyla. "Önceliklendirmemiz gerekiyor" da öyle. Bu cümle senin işinin öne çıkacağı anlamına gelmiyor, başka birinin işinin zaten önde olduğu anlamına geliyor. Rapordaki bir hatayı aylarca bu cümleyle duydum, hata hâlâ duruyor.
Bir cümlenin söylediğiyle kastettiği arasında fark olabileceğini edebiyat okuyanlar da biliyormuş, bir yazıda okumuştum, orada mesele bir romandı, benimkisi toplantı odası. Mantık aynı duruyor yine de: cümleyi ilk duyduğun gibi anlamak bazen hiç anlamamak demek.
Hâlâ saçma bulduğum kısım şurası: bu sözlüğü kimse yazılı olarak vermiyor. Herkes kendi kafasında tutuyor, gerektiğinde kullanıyor, ama yeni başlayan biri bunu bilmiyor diye de kimse ona söylemiyor. Oryantasyonda izin günlerini, yemekhane saatlerini, şifre kurallarını anlatıyorlar, hepsi gerçekten gerekli şeyler. Ama bu sözlükten kimse bahsetmiyor, oysa günlük hayatta asıl işe yarayan bu.
Ben üç ay boyunca "bir bakarız"ı gerçek bir vaat sanıp bekledim. Daha saçması, öğrendikten sonra kendim de kullanmaya başladım. Geçen hafta bir arkadaşıma "bir bakarım" dedim, bakmayacağımı bile bile. Ağzımdan çıktı, fark ettiğimde geçmişti bile. Sekiz ay önce bu cümleyi duyunca içim rahatlıyordu, şimdi söyleyen kişi ne demek istiyor diye önce onu çözmeye çalışıyorum. Hangisi daha yorucu bilmiyorum.
"Bir bakarız" cevabını alınca tekrar sormalı mıyım? Ben sordum, birkaç kere. Değişen bir şey olmadı, sadece cevap "değerlendiriyoruz"a döndü. Sormamak da bir şey değiştirmiyor sanırım, sadece beklemek daha az yoruyor.
"Değerlendirelim" ile "bir bakarız" aynı şey mi? Bende ikisi de aynı yere çıktı ama "değerlendirelim" resmi bir toplantıda geçiyorsa, gerçekten bir bütçe konusu tartışılıyor olabiliyor. Koridorda söylenen "değerlendirelim" farklı, o genelde konuşmayı bitirme cümlesi.
Bu cümleler kötü niyetle mi söyleniyor? Bana öyle gelmiyor. Sanırım kimse "hayır" demek istemiyor, çünkü hayır demek bir açıklama gerektiriyor, "bir bakarız" gerektirmiyor. Daha çok bir kolaylık gibi duruyor, kötülükten çok.
Hiç gerçekten olumlu çıkan bir "bir bakarız" oldu mu? Bir kere oldu, üç hafta sonra gerçekten bir cevap geldi. O seferinde cümleye "toplantıda konuşuruz" eklenmişti, yalnız gelmemişti.
Bunu nasıl öğrendim? Öğrenmedim aslında, biriktim. Sekiz ayda kaç kere "bir bakarız" duyduğumu, kaçının gerçekten bir yere vardığını saymaya başladım bir noktada. Sayı azdı.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR