22 Eyl'de yayınlandı

Bir küslüğün nasıl başladığını çoğu zaman sadece bir taraf hatırlar. Öbürü unutur, ya da hiç fark etmemiştir aslında neyin değiştiğini.
İki kadın vardı kütüphanede, iki yıl boyunca her çarşamba öğleden sonra gelirlerdi, birlikte. Girişe yakın uzun masaya otururlardı, yan yana, hiç karşılıklı değil. Biri roman okurdu, biri dergi. Oturur oturmaz önce konuşurlardı, on, on beş dakika kadar, sonra sessizce okumaya geçerlerdi. Kışın ikisi de aynı kalın hırkayı giyerdi neredeyse, sırtlarına atarlardı, ısınma kısık olurdu o saatte.
Birbirlerinin kitaplarını da bilirlerdi. Biri bir yazarı bitirince öbürüne uzatırdı, "bu sana da gelir" derdi galiba, çünkü ben rafa geri koyarken fark ederdim, aynı yazarın kitapları hep ikisinin elinden sırayla geçmiş oluyordu.
Bir çarşamba biri yoktu. Sonraki çarşamba da yoktu. Öbürü geldi, tek başına, hep aynı masaya oturdu ama artık kimseyle konuşmadan. Sordum mu, sormadım. Sormak bana ait bir hak değil gibi geldi bir anda.
Üç ay sonra ikisini de gördüm, aynı gün, farklı saatlerde. Biri sabah geldi, biri öğleden sonra. O günden beri hiç aynı saatte gelmiyorlar. Sanki bir çizelge yapmışlar, kim ne zaman gelecek diye, ama konuşmadan kurulmuş bir çizelge bu. Kapıda karşılaşırlarsa başlarını sallıyorlar birbirlerine, o kadar, fazlası yok.
Sonunda öğrendim, tam değil, yarım. Ödünç aldığı bir kitabı geciktirmiş biri, üç hafta kadar, ceza kesilmiş. Öbürü de yanındayken bir şey söylemiş, gülerek söylemiş herhalde, ama gülerek söylenen şeyler bazen en çok o yüzden batıyor. "Sen hep böyle yaparsın zaten" gibi bir şey, aşağı yukarı. Ben orada değildim, duymadım, birinin ağzından yarım yamalak duydum sadece.
O kadar. Bir cümle, belki iki. İki yıllık bir çarşamba düzeni bitti.
Böyle küslükler ilginç geliyor bana, çünkü büyük bir şey beklerim insan aklında, bir yalan, bir borç, bir ihanet. Oysa çoğu zaman ortada öyle bir şey yok, yorgun bir günde söylenmiş bir cümle var sadece, karşı taraf da o gün zaten hassas, ve cümle bir yere oturuyor, çıkmıyor bir daha. Kavga olsa belki daha kolay, çünkü kavganın bir sonu var, barışma diye bir an var. Tek cümlede öyle bir an yok, kimse "hadi barışalım" demiyor çünkü resmen kavga edilmedi ki.
İki kardeş tanıyorum ayrıca, aynı şehirde yaşıyorlar, bir yemekte söylenmiş bir laftan sonra iki senedir görüşmüyorlar. Ne olduğunu tam bilmiyorum, sadece "bir şey oldu" dediler bana, ikisi de aynı cümleyi kullandı, "bir şey oldu" diye, sanki tarif etmek istemiyorlar.
Benim de böyle bir şeyim var. Eski bir yakın arkadaşımla, üniversiteden, on yıl kadar görüştük. Sonra bir telefonda bir şey söyledim, ne dediğimi tam hatırlıyorum ama burada yazmayacağım, kendi sözümü bile utanarak hatırlıyorum çünkü. Söylerken de farkındaydım aslında biraz haksızlık ettiğimin, ama geri almadım, devam ettim. O da bir şey demedi telefonda, "tamam" dedi sadece, sonra kapattı. Bir daha aramadı, ben de aramadım. On yıl, benim bir cümlemle bitti.
Bunu düşünüyorum bazen, hangi cümle olduğunu unutmuş olabilir mi diye. Ben unutmadım, kelimesi kelimesine hatırlıyorum, ama o unutmuş olabilir. Belki küskünlüğün asıl sebebini bile hatırlamıyordur artık, sadece bir uzaklık kalmış hafızasında, nedeni bir yerde kaybolmuş. Bazen de tersini düşünüyorum, belki de o çok iyi hatırlıyor, ben de unutmuşum gibi davranıyorum kendime karşı. Bilemiyorum, aramadığım için bilemiyorum.
Arkadaşlığın da bir bakım işi olduğunu, aramanın bir takvimi olduğunu okumuştum bir yazıda. Doğru galiba. Ama küslüğün bakımı yok. Tam tersi, bir cümle yetiyor kurmaya, sonra kendi kendine devam ediyor, sen hiçbir şey yapmasan da.
Kütüphanedeki o iki kadın belki bir gün yine aynı masaya oturur. Belki biri "hadi bu saçmalık artık" der, öbürü güler, geçer gider, on beş dakika konuşurlar eskisi gibi. Ya da hiç oturmazlar, ben de bir gün buradan ayrılırım, onlar da gelmeyi bırakır, ve o çizelge kimse fark etmeden kendiliğinden biter, kimse "bitti" demeden.
Hangisi olacağını bilmiyorum. Sormayı da hâlâ düşünmüyorum, ama çarşamba akşamları kapıyı kilitlerken bir an merak ediyorum, gelecek hafta belki.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR
Öğle Yemeği Kiminle YenirZeynep Tan · 23 Eyl
Otuz Beşten Sonra Şehirde Arkadaş EdinmekPınar Güneş · 22 Eyl
Bu Sene Gelen İkinci Davetiye, İkisi de İkinci EvlilikPınar Güneş · 20 Eyl
Taşınanlar Neden Haber VermiyorAyşe Korkmaz · 18 Eyl
230 Yıl Önce "Ben Sizin Süs Eşyanız Değilim" Diyen Kadın: Mary Wollstonecraft’ın Sarsıcı HikayesiGarfield · 5 Eyl