21 Eyl'de yayınlandı

Bir akşam meraktan resmi yazışma yönetmeliğini bulup baştan sona okudum. Otuz dokuz madde, herkese açık, isteyen okuyabilir. İşim gereği elimden çok resmi yazı geçiyor ama onu hangi kuralın yazdırdığını hiç merak etmemiştim. Meğer bir yönetmelik varmış. Üç kere okudum, hâlâ tam emin değilim ne hissetmem gerektiğine.
Yedinci madde yazı tipini belirliyor mesela. "Times New Roman" veya "Arial" kullanılacak, normal stilde. Times New Roman on iki punto, Arial on bir punto olması esasmış. Gerekirse dokuz puntoya kadar düşürülebiliyor, iletişim bilgileri kısmında sekize kadar. Yani birileri oturmuş, hangi yazı tipi hangi puntoda hâlâ okunaklı kalır diye düşünmüş, sonra bunu maddeye bağlamış.
En sevdiğim kısım imza. On yedinci maddede aynen böyle yazıyor: belgeyi imzalayanın "adı ilk harfi büyük diğerleri küçük, soyadı ise büyük harflerle yazılır." Yani adım küçük harfle yazılır, soyadım baştan sona büyük harfle. Cansu ERGİN. Kim, ne zaman, niye böyle karar vermiş bilmiyorum. Ama bir yönetmelik bu ayrıntıya kadar inmiş.
Asıl merak ettiğim, "arz ederim" ile "rica ederim" arasındaki fark. Teamül sanıyordum. Eskiden beri böyle yapılıyor, kulaktan kulağa geliyor sanıyordum. Değilmiş. On altıncı maddenin on ikinci fıkrasında, olduğu gibi yazıyor: "Yazışma yapan makamlar arasındaki hiyerarşi yönünden alt makamlara '... rica ederim.', üst ve aynı düzeydeki makamlara '... arz ederim.' ibaresiyle bitirilir." Yani cümlenin son kelimesi, karşındakinin senden yukarıda mı aşağıda mı olduğuna göre değişiyor. Bir üstüne yazınca arz, bir altına yazınca rica.
Gramer bile hiyerarşiyi biliyor.
Bunun bir istisnası da var. Bazı yazışmalarda, Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı adına imzalandığında, hiyerarşiye bakılmaksızın hep "Rica ederim." yazılıyormuş. Kural o kadar sıkı ki, tek bir makam için ayrıca madde açmak gerekmiş.
Onay süreçlerinde başka bir kalıp daha varmış. Bir teklifi hazırlayan birim ile oluru verecek makam arasında başka makamlar varsa, aradaki yetkili de kendi imzasını "Uygun görüşle arz ederim." diyerek ekliyor. Yani bir kâğıt üç makamdan geçecekse, ortadaki kişi bile kendi payına düşen arzı söylemeden geçemiyor.
Rengi bile düşünmüşler. Bir belge aciliyet taşıyorsa "ACELE", belli bir tarihe kadar cevap bekliyorsa "GÜNLÜDÜR" yazıyor, ve bu ibare sağ üst köşeye kırmızı renkte konuyor. Zorunlu, siyah olmuyor. "ACELE" görürsen hemen, "GÜNLÜDÜR" görürsen belirtilen sürede cevap vermen gerekiyormuş. Kırmızının kendisi bile bir talimat.
Vatandaşın idareye yazdığı dilekçede böyle bir zorunluluk yokmuş bu arada. Otuz ikinci maddenin son fıkrası, dilekçenin "arz ederim" ya da "rica ederim" ile bitmemesinin, işleme alınmasına engel olmadığını söylüyor. Devlet, kendisine yazan hiç kimseden bu kalıbı istemiyor. Kendi içinde konuşurken ise harfiyen uyguluyor.
Eklerin de bir sırası var. Bir belgenin birden fazla eki varsa numaralandırılıyor, kaç sayfa kaç adet olduğu parantez içinde açıklanıyor. Paraf atarken bile ast üst ilişkisine uyulması gerekiyor, kısaltma bile kullanılmadan. Birden fazla kişi imzalıyorsa en üst unvan sahibi en solda duruyor, geri kalanlar unvan sırasına göre soldan sağa diziliyor. Hiyerarşi sadece cümlenin sonunda değil, kâğıdın neresine kimin adının yazılacağında bile var.
Tarihin de bir kalıbı var. Gün ve ay iki haneli, yıl dört haneli, aralarına nokta konuyor. Ay yazıyla da yazılabiliyor, ama o zaman aradaki noktalar kalkıyor. İkisi de doğru, ikisini karıştırmak yanlış. Sayılar da öyle, dört haneden büyükse sondan üçerli gruba ayrılıp araya nokta konuyor, kesirler virgülle ayrılıyor. Konu satırının sonuna hiç noktalama konmuyor, ilginin sonuna ise mutlaka nokta var. Bir noktanın yerini bu kadar ciddiye alan bir metin, bazen bir virgülün bütün cümleyi değiştirdiğini de başka bir yazıda okumuştum, hiç şaşırmadım.
On altıncı maddenin sekizinci fıkrasında bir cümle daha var, en çok onu sevdim. Belge, Türk Dil Kurumu'nun yazım kılavuzu esas alınarak "anlamlı ve özlü" yazılacakmış. Anlamlı ve özlü.
Otuz dokuz madde, onlarca örnek, bir de ayrı kılavuzu var bu yönetmeliğin. Otuz altıncı madde bunu zorunlu kılıyor zaten: kuralların doğru uygulanması için ayrıca resmi bir kılavuz hazırlanacakmış. Yani kuralı anlamak için kurala ihtiyaç var. Özlü olmak isteyen bir metin, kendini anlatmak için otuz dokuz madde harcamış.
Yönetmeliği kapattım, hâlâ karar veremedim. Gülecek miyim, yoksa bu kadar ayrıntının gerçekten işe yaradığına mı inanacağım. Herhalde ikisi birden.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR