21 Eyl'de yayınlandı

Hayalini kovala tavsiyesi yanlış değil. Eksik.
Kimin kovaladığını sormadan veriliyor, üstüne bir de herkese aynı tavsiye gibi anlatılıyor. Oysa aynı cümle, söyleyenin cebine göre başka bir şey söylüyor. Bunu söylemek zor, çünkü tavsiyenin kendisi iyi niyetli, kimse kötülük yapmak için "hayalini kovala" demiyor.
Bu tavsiyeyi en çok nerede duyarsın diye bir düşün. Motivasyon konuşmalarında, girişimcilik podcast'lerinde, LinkedIn'de "işimi bıraktım, şimdi mutluyum" paylaşımlarında. Ajansta da bol duydum, on dört yıl boyunca. Yaratıcı departmanın koridorunda risk almak bir övgüydü, kimse "güvenli oyna" demezdi, çünkü güvenli oynayan kişi o kültürde silik sayılırdı. Tavsiye yaygın, çünkü söylemesi bedava. Veren için maliyeti sıfır, alan için hesap tamamen başka.
Buna en güçlü itiraz şu olur, ve gerçekten güçlü bir itiraz: risk almanın değeri sonucundan bağımsızdır. Zaman kimseye fazladan verilmiyor, günde yirmi dört saat, ve o zamanı herkes aynı hızda harcıyor. Hatta tersini de söyleyebilirsin: kaybedecek az şeyi olan birinin denemesi daha akla yakın, çünkü altında yakalanacak bir şey yoksa deneme maliyeti zaten düşük demektir. Bu argümanı ciddiye almak gerek, çünkü tersini söylemek kendi başına bir kibir oluyor. "Sen deneme, sen zaten kaybedersin" demek, parası olmayanın hayali olamayacağını söylemenin kibarcası. Kimse bunu istemez, ben de istemiyorum. Bunu sonuna kadar düşünmek gerekiyor, çünkü tersini söylemenin de bir bedeli var: kimin hayal kurma hakkı olduğuna karar vermek gibi bir şey oluyor, buna da kimsenin hakkı yok.
Bir de şunu ekleyelim: duyduğumuz hikâyeler baştan seçilmiş oluyor. LinkedIn'de işini bırakıp başarılı olanın paylaşımı var, işini bırakıp borçlanan kimsenin paylaşımı yok, çünkü kimse başarısızlık hikâyesini beğenmiyor, algoritma da onu öne çıkarmıyor. Aynı riski alan çoğu kişi geri dönmüş olabilir, duyduğumuz hep öne çıkan o tek kişi oluyor. Tavsiye kendi kendini doğruluyormuş gibi görünüyor, çünkü onu çürüten örnekler ortalıkta dolaşmıyor.
Test edince çöküyor ama, tam burada. Kaybedecek az şeyin olması ile kaybın altında bir zemin olması aynı şey değil. İkisini birbirine karıştırıyoruz. Parası olan biri hayalini kovalarken başarısız olursa birikimini tüketir, geri döner, kirasını yine öder, sigortası yine sürer. Parası olmayan biri başarısız olursa kirasını ödeyemez, sigortası keser, ailesinden borç ister ya da isteyecek kimsesi yoktur. Kayıp miktarı görünüşte aynı olabilir. Mesele o değil, mesele kaybın altında bir zemin var mı yok mu. Zemin varsa deneme bir macera. Zemin yoksa deneme bir kumar, ve kumarda kaybeden kişi sadece hayalinden değil, hayatının ilerideki birkaç yılından da kaybediyor.
Risk almak övülüyor ama kimse riskin neyle ölçüldüğünü sormuyor. Risk tek çeşit değil, itibar riski var, aile içinde mahcup olma riski var, geri döndüğünde eski konumunu bulamama riski var. Bunların hepsi gerçek, ama hepsi ölçülemez. Parasal risk ölçülebiliyor, hesaba dökülebiliyor, o yüzden ondan başlıyorum.
Bir de hiç konuşulmayan bir kalem var. Hayalini kovalamak genelde ücretsiz ya da düşük ücretli bir dönem gerektiriyor. İlk romanı yazarken maaş yok, girişimin ilk yılında maaş cüzi, mesleği değiştirirken kurs parası bile kira parasına dokunuyor. Bu dönemi kim finanse ediyor diye sorduğunda tavsiyenin gerçek kaynağına geliyorsun. Kimi zaman kendi birikimi, kimi zaman ailesi, kimi zaman evi paylaştığı biri. Üçü de yoksa önce o parayı bir yerden bulman gerekiyor, tavsiye bunu hiç söylemiyor. Ben serbest çalışmaya geçtiğimde ilk beş ay tek bir iş almadım, hesabımdan sadece para çıktı. O beş ay boyunca hesabımı erimeden tutan şey yeteneğim değildi, elimdeki birikimdi.
Ajansta buna örnek bir sahne biliyorum. Genç bir metin yazarı bana bir gün romanını bitirmek için işi bırakmayı düşündüğünü söylemişti. Ona "hayalini kovala" diyen yaratıcı direktör, iki yıl önce kendisi de aynısını yapmış, kıdem tazminatını alıp altı ay boyunca yazmış, sonunda kitabı da basılmıştı. Genç yazarın kıdem tazminatı yoktu, iki yıllık deneyimi vardı, her ay ailesine para gönderiyordu. Aynı tavsiye iki insana verildi ama tavsiyeyi verenin altında bir zemin vardı, alanın altında yoktu. Genç yazar işi bırakmadı. Bunu o zaman korkaklık olarak okumuştum. Şimdi öyle okumuyorum. Doğru kelime korkaklık değildi, hesaptı. O hesabı yapmayan o gün bendim, genç yazar değil.
Benim açığım da burada. Dört yıl önce ajansı bıraktığımda ben de aynı zeminin üstündeydim. On dört yıllık kıdem tazminatım vardı, birikimim vardı, kimseye para göndermem gerekmiyordu. Serbest çalışmaya geçişim bir cesaret hikâyesi gibi anlatılabilir, bazen ben de öyle anlatıyorum. Altımda bir ağ vardı, düşersem bir yere çarpmayacaktım. O ağı hiç söylemeden "hayalini kovala" dediğim oldu, birkaç kere. Tamam da söylemek işimi zorlaştırıyor, çünkü o zaman tavsiye kadar havalı durmuyor. Belki de mesele, hiç havalı durmaması gereken bir tavsiyeyi hâlâ havalı bir cümleyle söylüyor olmamız.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR