18 Eyl'de yayınlandı

Elimdeki tişörtü çevirip yaka etiketine bakıyorum. "Yüzde 60 pamuk, yüzde 40 polyester" yazıyor. Bu iki rakam süs değil. Kumaşın önümüzdeki birkaç yıl nasıl davranacağını, ne zaman incelip delik açacağını, ne zaman boncuklanacağını baştan söylüyor.
Etiketteki karışım oranı kumaşın hangi lifle ve ne kadar yapıldığını gösterir, bu da doğrudan dayanıklılığa ve aşınma biçimine bağlıdır. Yüzde yüz doğal lif genelde daha iyi yaşlanır ama çabuk yıpranır, sentetik katkı dayanımı artırır ama boncuklanma riski getirir. İkisi de kötü değil, farklı davranış demek. Tekstil mühendisiyim, kalite kontrolde çalışıyorum, günde onlarca numuneye bakıyorum.
Bunun keyfi olmadığını önce söyleyeyim. Etikette hangi lif adının yazılabileceği serbest değil. Ticaret Bakanlığı'nın yayımladığı Tekstil Elyaf İsimleri ve Tekstil Ürünlerinin Elyaf Kompozisyonlarıyla İlgili Etiketleme ve İşaretleme Hakkındaki Yönetmelik, 25 Nisan 2015 tarihli ve 29337 sayılı Resmî Gazete'de yayımlandı, halen yürürlükte. Ek'inde listelenmeyen bir ad etikete konulamaz. Yönetmelik kendi metninde Avrupa Birliği'nin 1007/2011 sayılı Tüzüğü'ne atıf yapıyor, kural AB'dekiyle aynı mantıkla kurulmuş.
Az kişinin bildiği bir tolerans da var. Yönetmeliğin 20. maddesine göre teknik olarak kaçınılmaz yabancı lif için yüzde 2, karde, yani kaba taraklanmış ürünlerde yüzde 5'e kadar pay tanınıyor. Etiketteki oranla laboratuvar analizi arasında da yüzde 3'e kadar fark kabul ediliyor. Yani "yüzde 100 pamuk" yazan bir gömlekte birkaç puan başka bir şey olabilir. Hile değil, standardın kendisi böyle.
Liflerin kendisi üçe ayrılır, bu ayrımı karıştırmak bütün konuyu yanlış anlamak demek. Pamuk doğal, pamuk bitkisinin kozasından geliyor. Viskoz, modal ve liyosel "rejenere selülozik" denen ara sınıfta: hammaddeleri odun ya da bitki selülozu, kökeni doğal, ama lif haline kimyasal bir süreçle getiriliyorlar. Polyester, poliamid (naylon), elastan ve akrilik tamamen sentetik, petrol türevi. AB Tüzüğü'nün ekinde her birinin resmî tanımı var, elastan mesela "en az yüzde 85 segmentli poliüretandan oluşan ve gerildiğinde hızla ilk boyuna dönen lif" diye tarif ediliyor.
Bu ayrımın giyim ömrüne etkisi somut. Polyester termoplastik, ısıyla şekillenen, kolay kopmayan zincirli bir yapı. Sürtünmeyle çıkan lif uçları polyesterde kopup dökülmez, birbirine dolanıp top olur. Buna boncuklanma deniyor, sorumlusu genelde sentetik kısım. Pamuk tam tersi: lif ucu kopar, kumaş yavaşça incelir ama top biriktirmez.
Bu aşınma davranışı standartla ölçülüyor. ISO 12947 Martindale yöntemiyle kumaşın kaç bin devirde bozulduğunu sayıyor. Boncuklanma için ayrı standart var, ISO 12945, aynı cihazı farklı protokolle çalıştırıyor. TSE ikisini de aynı numarayla uyarlamış.
Elastanlı bir parça neden birkaç yıl sonra sarkıyor, madem konudayız onu da anlatayım. Elastanın segmentli poliüretan zinciri üç şeye pek dayanamıyor: yüksek ısı, klor, uzun süreli UV. Kurutma makinesi zinciri yoruyor, havuz ya da çamaşır suyundaki klor bağları parçalıyor, güneş ışığı da benzer bir hasar veriyor. Üçü de kalıcı, lif esnekliğini bir kere kaybettikten sonra geri gelmiyor.
Gramaj, metrekare başına gram, kumaşın ne kadar sık dokunduğunu gösteriyor, ölçüm yöntemi ISO 3801 standardında tarif edilmiş. Ama tek başına kalite göstergesi değil. Ağır kumaş sağlam da olabilir, gevşek dokunmuş da. Gramaj "ne kadar madde var" diyor, "nasıl dizilmiş" demiyor.
Bütün bunları bilmek neye yarıyor peki. Karışım oranını, dokuma sıklığını ve dikiş kalitesini yan yana koyunca bir parçanın kaç yıl gideceğini tahmin edebiliyorsunuz. Yüzde yüz pamuk tişört ilk yıkamalarda daha iyi görünür ama ikinci üçüncü yılda incelmeye başlar. Yüzde 60 pamuk 40 polyester karışım daha geç incelir ama boncuklanma ihtimali yüksektir. İkisi de kusur değil, tercih meselesi.
İkinci elde kontrol basit: önce etikete bak, sonra kumaşı ışığa tutup incelmiş yer var mı diye kontrol et. Elastanlı bir parçada dokuyu hafifçe gerip bırak, hemen toparlanmıyorsa lif yorulmuş demektir.
| Lif | Cinsi | Güçlü yanı | Zayıf yanı | Yıkamada ne olur |
|---|---|---|---|---|
| Pamuk | Doğal (selülozik) | Nefes alır, boncuklanmaya dirençli | Zamanla incelir | Sıcak suda büzülür, güneşte solar |
| Viskoz | Rejenere selülozik | Akıcı düşüm, parlak görünüm | Islakken zayıf | Islakken gerilip deforme olabilir |
| Modal | Rejenere selülozik | Yüksek ıslak mukavemet | Sıcağa hassas | Viskoza göre az büzülür |
| Liyosel | Rejenere selülozik | Güçlü, nemi iyi yönetir | Yüzeyde tüylenebilir | Kolay bakım, az büzülür |
| Polyester | Sentetik | Dayanıklı, hızlı kurur | Boncuklanmaya yatkın | Yağ lekesi çıkarmak zor |
| Poliamid (naylon) | Sentetik | Yüksek aşınma direnci | UV'de sararır | Yüksek ısıda deforme olur |
| Elastan | Sentetik | Esneklik, form tutma | Isı, klor, UV ile bozulur | Kurutma makinesinde hızla yorulur |
| Akrilik | Sentetik | Yün görünümü, hafif | Boncuklanma riski yüksek | Düşük ısıda yıkanmalı |
Etikette "yüzde 100 pamuk" yazan bir ürün gerçekten yüzde 100 pamuk mudur? Tam olarak değil. Yönetmeliğin 20. maddesindeki tolerans nedeniyle etiketle laboratuvar analizi arasında yüzde 3'e kadar fark, kaçınılmaz yabancı lif için de yüzde 2 ile 5 arasında pay kabul ediliyor. Hile değil, üretimin doğasından gelen bir tolerans.
Polyester oranı yüzde kaça çıkınca kumaş boncuklanmaya başlar? Kesin bir eşik yok, dokunun sıklığı ve ipliğin bükümü de devreye giriyor. Genel eğilim şu: sentetik oran arttıkça risk artıyor.
Gramajı yüksek kumaş her zaman daha mı dayanıklı? Hayır. Gramaj metrekaredeki lif miktarını gösterir, dokunun sıklığını değil. Ağır ama gevşek dokunmuş bir kumaş, hafif ama sık dokunmuş bir kumaştan daha çabuk yıpranabilir.
Viskoz, modal ve liyosel doğal mı, yapay mı? İkisi de tam değil. Hammaddeleri odun selülozu gibi doğal bir kaynak ama lif haline kimyasal bir işlemle getiriliyorlar. Ne pamuk gibi doğal ne polyester gibi sentetik sayılıyorlar, ayrı bir sınıfları var: rejenere selülozik.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR