20 Eyl'de yayınlandı

Bir plağın ilk baskı olup olmadığını kapağından değil, iç deliğinin çevresindeki boşluktan anlarsın. Orası "runout", eski tabirle "dead wax", son kanalla iç delik arasında kalan, müzik taşımayan dar bir şerit. Oraya bir numara kazınır. Matris numarası derler buna.
Yirmi yıldır matbaacıyım, baskı işini mesleki olarak biliyorum. Plak da sonuçta bir baskı işi, kâğıt yerine vinil var sadece.
İlk baskıyı anlamanın en güvenilir yolu, runout alanına bakmak. Oraya kazınan matris numarası, plağın hangi kalıptan çıktığını gösterir. Buna etiketin tasarımı ve kapağın baskı tekniği eklenince tarih aralığı daralır. Tek işaret yetmez, üçü birlikte okunur.
International Association of Sound and Audiovisual Archives'ın (IASA) kataloglama sözlüğüne göre matris numarası, doğrudan kesilen bir ses diskinin her yüzüne, kayıt sırasında ya da bazen önceden, plak şirketi tarafından verilen numara. Runout, o numaranın kazındığı, müzik taşımayan giriş ve çıkış kanalları.
Süreç şöyle işliyor, yine aynı kaynağa göre: önce lakuma denen yumuşak bir diske kanallar kesiliyor, ondan "master" çıkıyor, master nikel kaplanıp "father" oluyor, father'dan "mother" çıkıyor, mother'dan da baskıda kullanılan metal kalıp, "stamper" çıkıyor. Matris numarası bu zincirin en başında, lakumaya işleniyor ve sonraki kalıplara taşınıyor.
Katalog numarası bambaşka bir şey. Aynı plağın iki yüzünde de aynı kalır, çünkü o yayının kimliği. Matris numarası ise her yüzde ayrı, plak yeniden kesildiğinde değişir. UC Santa Barbara'nın tarihsel kayıt veritabanı DAHR'da, William Moran'ın 1995 tarihli çalışmasında bir örnek var: aynı kaydın 1906'daki matris numarası ile 1930'daki yeniden kesim numarası tamamen farklı, katalog numarası sabit kalmış.
Decca'nın ya da EMI'ın runout'a özel harf kodları kazıdığı sık anlatılır, ilk baskıyı ikinciden ayıran bir şifre gibi. Bunu ciddi bir kaynaktan doğrulayamadım, sadece forum yazılarında gördüm. O yüzden belgelenmiş bir sistem varmış gibi yazmayacağım. Varsa bile, ben bilmiyorum.
Bir stamper sonsuza kadar basmıyor. Her baskıda metal kalıp küçük bir aşınma payı alıyor, bu en çok yüksek frekanslarda kendini gösteriyor, ince detaylar zamanla hafif donuklaşıyor. Kaç baskıdan sonra stamper değiştiriliyor, net bir sayı bulamadım. İnternette 500'den 2.000'e kadar birbirini tutmayan rakamlar dolaşıyor, hiçbirinin ciddi kaynağı yok, o yüzden sayı vermeyeceğim. Söyleyebileceğim şu kadarı: erken baskı, taze kalıptan çıktığı için genelde daha net çalar.
Burası benim asıl alanım.
Büyüteçle kapağa bakınca baskı tekniğini görürsünüz. Tifdruk, yani rotogravür, görüntüyü metal bir silindire kazıyıp mürekkebi doğrudan kâğıda aktarır, nokta deseni yumuşak ve biraz düzensiz çıkar. Ofsette mürekkep önce kauçuk bir blankete, oradan kâğıda geçer, nokta deseni daha keskin ve düzenlidir. İkisi aynı fotoğrafı bassa bile büyüteç altında farklı görünüyorlar.
Hangi tekniğin hangi yılda kullanıldığını tek tek tarihlemek iddialı olur, matbaa parkı şirketten şirkete değişiyordu, elimde bunu yıl yıl gösterecek bir kaynak yok. Söyleyebileceğim genel eğilim şu: tifdruk uzun ve yüksek tirajlı baskılarda tercih ediliyordu, ofset daha esnek ve ucuzdu. Kapaktaki nokta deseni tek başına yıl vermez ama hangi baskı hattından çıktığına dair bir fikir verir.
Bu konuda derli toplu, resmi bir kaynak yok, açıkça söyleyeyim. Bulabildiğim en somut bilgi şu: 1929'da Yeşilköy'de kurulan Gramofon Türk Limited Şirketi, Sahibinin Sesi, Odeon ve Columbia markaları için plak basmış; 1963'e kadar taş plak, sonrasında 45'lik ve 33'lük basmış, 1973'e kadar çalışmış. Feriköy'de 1912'de kurulan Orfeon Plak Fabrikası da varmış, sonradan Columbia'ya geçmiş. Bu bilgiyi kültür sanat yayınlarından derledim, resmi bir sanayi arşivinden değil, temkinli okuyun.
Grafson, Sayan Plak, Türküola gibi isimler de sık geçiyor ama hangi yılda nerede bastıkları konusunda güvenebileceğim bir kaynak bulamadım. Türküola'nın merkezi Köln'deydi, Türkiye'de satılan baskıların orada mı basıldığı bende net değil.
Remastering, Abbey Road Stüdyoları'nın kendi açıklamasına göre, mühendislerin orijinal kayda dönüp onu yeni bir mastering sürecinden geçirmesi. Reissue için aynı netlikte resmi bir tanım bulamadım, ama piyasada genelde şu ayrım geçerli: reissue yeni bir mastering olmadan, var olan kayıttan yeniden basılmış plak, remaster ise sese yeniden dokunulmuş baskı.
Discogs'u da anmak lazım, herkes oraya bakıyor çünkü. Discogs kendini kullanıcı katkılı bir veritabanı olarak tanımlıyor, yani birincil kaynak değil. Başlangıç noktası olarak iyi, ama orada yazana körü körüne güvenmeyin, özellikle matris numarası gibi ince ayrıntılarda.
| Neye bakılır | Nerede | Ne anlatır |
|---|---|---|
| Matris numarası | Runout alanı, iç delikle son kanal arasında | Hangi kalıptan çıktığını, kesimdeki değişimi |
| Katalog numarası | Etiketin ortasında | Yayının kimliği, iki yüzde de sabit |
| Etiket tasarımı | Göbek etiketi | Şirketin o tasarımı kullandığı dönem |
| Etiketteki ibareler ("stereo" gibi) | Etiket üzerinde küçük yazı | Baskının teknik dönemi |
| Nokta deseni | Kapağa büyüteçle bakılır | Tifdruk mü ofset mi, baskı hattı |
| Yüksek frekans netliği | Çalarken kulakla | Stamper'ın ne kadar yıpranmış olduğu |
İlk baskı her zaman daha mı iyi çalar? Genelde evet ama garanti değil. Stamper taze olduğu için kayıp daha az oluyor, saklama koşulu da en az o kadar belirleyici.
Matris numarası ile katalog numarası karışıyor, farkı ne? Katalog numarası yayının kimliği, iki yüzde de aynı kalır. Matris her yüzde ayrı, plak yeniden kesildiğinde değişir.
Discogs'taki bilgiye güvenebilir miyim? Başlangıç noktası olarak evet, ama Discogs kullanıcı katkılı bir veritabanı, kendisi de öyle tanımlıyor. Elinizdeki plağı yine de kendiniz kontrol edin.
Reissue aldığım plak "orijinal" sayılır mı? Baskı yılı orijinal değil ama kayıt orijinal, ikisi ayrı şey.
Türkiye baskılarında bu izler aranır mı? Aranır, ama kaynak azlığı asıl zorluk. Matris ve runout her yerde aynı mantıkla çalışıyor, hangi tesisin ne zaman bastığına dair Türkçe kaynak neredeyse yok.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR