20 Eyl'de yayınlandı

Bir dizinin ilk bölümü yazılırken senaryo ekibinin elinde finalin nasıl biteceğine dair genellikle hiçbir sayfa yoktur. Roman yazarı ya da sinema senaristi sona nereden varacağını bilerek ortasını kurar. Dizide bu sıra tersine işliyor: önce orta yazılıyor, sona nasıl gidileceği en son, kanalın ya da platformun sezonu uzatıp uzatmayacağı netleştikten sonra belirleniyor. Hikâye anlatmanın diğer türlerinde bu sıra tuhaflığı pek görülmez. Bir tiyatro oyunu ya da kısa öykü, sonu düşünülmeden yazılmaz.
Final bölümü tam olarak bu yüzden zor. Bir dizinin bütün sezonları boyunca biriken açık uçlar, yarım kalan karakterler ve kurulup hiç kullanılmamış ayrıntılar, tek bir bölümde aynı anda kapanmak zorunda kalıyor. Normal bir bölüm hikâyeyi ileri taşır, final ise geriye dönüp taşınan her şeyin hesabını kapatır. İkisi aynı yazma işi değil.
Bunun edebiyat tarihinde eski bir açıklaması var. Aristoteles, Poetika'nın yedinci bölümünde bir bütünün başı, ortası ve sonu olması gerektiğini yazar. Ona göre son, kendinden önceki şeyi zorunlu ya da kural olarak takip eden, ama kendinden sonra hiçbir şey gelmeyen kısımdır. Bir sinema filmi büyük ölçüde bu tanıma göre kurulur, çünkü senarist oturup sonu önce belirler, ortayı ona göre inşa eder. Açık uçlu bir dizi tam tersi bir mantıkla yazılıyor: sonu olmayan bir ortayı elden geldiğince uzatmak üzere.
Sahne yazımında bilinen bir ilke var: sahneye koyduğun bir şey er ya da geç bir işe yaramalı, yoksa hiç koyulmamalıydı. Bir dizide bu ilke sezonlar boyunca biriken bir borca dönüşüyor. Sonraki bir sezonda tanıştırılan bir karakter, ortalarda bir yerde açılan bir sır, ilk sezonda verilmiş bir söz, hepsi bir gün ödenmesi gereken çekler gibi bekliyor. Normal bir bölümde bu çeklerden bir ikisi bozdurulur, gerisi yeni bir çekle değiştirilip bir sonraki sezona havale edilir. Finalde havale yok. Elde ne kadar çek varsa hepsi aynı gün ödenmek zorunda. İlk sezonda arka planda bırakılmış küçük bir ayrıntı bile finalde birden önem kazanabiliyor, çünkü o ana kadar hiç kapatılmamış.
Buna bir de kalabalık meselesi ekleniyor. Bir dizi sezonlar boyunca karakter biriktirir, her yeni sezon en az bir yeni yüz ekler, eskilerin çoğu da ekranda kalmaya devam eder. Bölüm süresinin kanal ekonomisine göre şekillendiğini yazmıştım, final bölümünde bu süre yine sabit ama içine sığması gereken karakter sayısı işin en kalabalık noktasında. Kalabalık bir kadronun her üyesine bir kapanış sahnesi vermek, aslında bir sahne yazma problemi değil, bir yer ayarlama problemi. Düğün davetiyesi listesine benziyor biraz: kimi çağırmazsan gücenir, herkesi çağırırsan salon almıyor. Küçük rollerin çoğu bu yüzden bir replikle değil, tek bir bakışla ya da sessiz bir planla kapatılıyor, çünkü konuşma süresi ana karakterlere gidiyor.
Kanalın ya da platformun bir sezonu son sezon ilan ettiği anı tam olarak bilmiyorum, o karar bana kapalı bir kapının ardında veriliyor. Ama medya planlama tarafında gördüğüm şu: bu karar genelde erken alınmıyor. Sezon ortasında bile bir dizinin devam edip etmeyeceği bazen belirsiz kalabiliyor, çünkü kanal için erken taahhüt ticari bir risk. Senaryo ekibi de bu yüzden final ihtimaline karşı sürekli bir kapı açık bırakıyor: ana çizgiyi tam bitirmiyor, yeni bir sır ekliyor, yeni bir yüz tanıtıyor. Sonra bir gün "bu sezon biter" kararı geldiğinde elde, tam da kapanmaması için kurulmuş bir hikâye kalıyor. Final o hikâyeyi bir anda ters yöne, kapanmaya doğru çevirmek zorunda.
Bu yüzden sınırlı dizi denen format ayrı bir iş sayılır. Bölüm sayısı ve sezon sayısı baştan söylenmiş bir yapımda senarist final sahnesini ilk bölümü yazmadan önce bilir, çünkü sonu zaten vardır, kapanması gereken şey en baştan sayılıdır. Açık uçlu, sezon sayısı belirsiz bir dizide ise final bir tasarım kararı değil, sonradan yapılan bir tasfiye işine dönüşüyor. Kanal dizisi ile platform dizisi arasında da bu açıdan fark var, ama o başka bir yazının konusu.
İzleyici final bölümünü izlerken çoğu zaman "aceleye gelmiş" hissine kapılıyor. Muhtemelen gerçekten de aceleye gelmiş, çünkü final bölümü genelde bir dizinin en az planlanmış bölümüdür, en çok beklenen olsa da. Bir sezon finaliyle dizi finali de bu yüzden farklı ağırlıkta: sezon finali bir sonraki sezona kapı bırakabilir, dizi finalinde kapı yok, arkadan gelecek bir şey olmadığı için taşınan her şey o gece bitiyor.
Final bölümü neden genelde diğer bölümlerden daha uzun oluyor? Kapanması gereken hikâye hattı sayısı sezonlar boyunca birikmiş oluyor, her hat için en az bir sahne gerekiyor. Normal bölüm süresine bu kadar hattı sığdırmak zor olduğu için kanallar finali çoğunlukla uzatıyor.
Final sezonu ne zaman kesinleşiyor? Bu karar genelde geç alınıyor ve kanaldan kanala değişiyor. Senaryo ekibi sezon başlarken bile bunun son sezon olup olmayacağını net bilmiyor olabilir, bu yüzden hikâyeyi kapanmaya değil devam etmeye açık yazıyor.
Sınırlı dizi (mini dizi) final bölümünü neden daha kolay yazıyor? Çünkü bölüm sayısı ve sezon sayısı proje başlarken zaten belirlenmiş oluyor. Senarist sona nereden varacağını bilerek ortasını kuruyor, bu da final bölümünü bir tasfiye işi değil, planlanmış bir varış noktası yapıyor.
Final bölümünde bu kadar çok karakterin aynı sahnede toplanması neden oluyor? Sezonlar boyunca kadroya eklenen karakterlerin çoğu final bölümüne kadar ekranda kalıyor. Hepsine bir kapanış vermek gerektiği için final, bir sahne kurgusu değil bir yer ayarlama meselesine dönüşüyor.
Final bölümünden memnun olmamak normal mi? Yaygın bir tepki, evet. Final bölümü genelde bir dizinin en az önceden planlanmış bölümü olduğu için izleyicinin beklediği kapanışla eldeki süre arasında sık sık uçurum oluyor.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR