20 Eyl'de yayınlandı

Hoş geldin 40 yaşım… Kırık dökük bir aynanın karşısına geçtim. Yüzümdeki çizgilere bakıyorum. Kırıkların oluşturduğu bir yanılsama mı bu, yoksa çizgilerim gitgide derinleşiyor mu, anlamakta zorlanıyorum. Baktıkça buğulanıyor sanki ayna, baktıkça derinleşiyor yaralarım. Kanamıyor diye yaran yok sanıyorlar. “Yoruldum.” demedikçe yorgunluğunu anlamıyor kimse… Aynayla kavga ediyorum. Benim derdim hep kendimle zaten. Kimsenin canı yanmasın diye kendi canımı yakıyorum çoğu zaman. Tek bir soruyla karşılıyorum yeni yaşımı: “Artık kendin için bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi?” Bu soru canımı daha çok yakıyor. Yaşadığımdan daha çok mu yaşayacağım sanki, bilmiyorum. Gelecek, bütün belirsizliğiyle karşımda duruyor; göz kırpıyor alay edercesine. “Tamam.” diyorum. Sesimin cılızlığından kendi sesimi kendim bile duyamıyorum. Sonra pencere pervazından süzülen bir ışık huzmesi yayılıyor kırık aynanın üzerine. Aynadan da feri sönmüş gözbebeklerimin içine… O an diyorum ki: “Ben bu kaçırdığım hayatı ucundan, köşesinden yakalarım. Çünkü ışık varsa umut var demektir.” Biraz da böyleyimdir ben. Kendi sırtımı kendim sıvazlarım. Sağ elimi sol elimle avutur, “Yaparsın kızım. Sen neleri halletmedin ki?” derim. Bazen ihtiyacımız olan tek şey, birinin bize “Başarabilirsin.” demesidir belki de. Çünkü başarırım, biliyorum. Ama bazen sadece duymaya ihtiyacımız var işte… Omuzlarım dikleşiyor aynanın karşısında. İçime içime akan gözyaşlarımı siliyorum. “Yeterince destek verdim kendime. Hadi.” diyorum. “Başlıyoruz.” Bu sene ilk defa, pastamın mumlarını üflerken iki dilek diliyorum. Hayat, dilemediklerime saysın… Altı ay geçti üzerinden. Şimdi dileklerimden birini ellerimde tutuyorum, gururla. Gözlerim yine yaşarmaya meraklı… Ama bu kez sevinçten ağlıyorum. Ne güzelmiş bu duygu… Hayat, bana vermediklerini telafi etmek istercesine bütün güzellikleri önüme seriyor şimdi. Başımı gökyüzüne kaldırıyorum. “Teşekkür ederim hayat.” diyorum. Son kıyağın mı bana, bilmem… Ama ben bu yaşımı çok sevdim. Hoş geldin 40 yaşım. Sefalar getirdin. Kafamı çeviriyorum. Çocukluğum orada… Gülen, nemli gözleriyle bana alkış tutuyor. Sanki, “Hayat bitmedi. Belki de asıl perde şimdi başlıyor.” dercesine… Ve ben, kırık aynanın karşısında ilk kez kendime bakarken yüzümdeki çizgileri değil, içimde yeniden yanan ışığı görüyorum. Belki de kırık olan ayna değildi. Ben, kendime bakmayı unutmuştum sadece. Şimdi yeniden bakıyorum. Ve bu kez kendimi görüyorum.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
İLGİLİ YAZILAR
DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMDİR!Öznur’un Yolculuğu · 20 Eyl
SEVMEYE YETENEKSİZİZ!Öznur’un Yolculuğu · 20 Eyl
Evde Bir Evcil Hayvan Olmasının Hayatı Gerçekten Değiştiren YanlarıGarfield · 8 Eyl
BUNU DA HALLEDERİM!Öznur’un Yolculuğu · 20 Eylİnsanlar ve dışarıya dökmediği söz ve yanlış davranışları@muhammed135708 · 17 Eyl