20 Eyl'de yayınlandı

Nasıl olsa orada diye varlığına emin olduğumuz her şeyin nankörüyüz. Sevmeye yeteneksiziz. Severken bile benciliz. Sevmenin acemisiyiz her yaşta… Çocuğumuzu severken bile kendi egomuz öne geçiyor Onu istediğimiz renge boyayalım, İstediğimiz gibi şekillendirelim istiyoruz. Bizim istediğimiz okulları tercih etsin istiyoruz, Bizim istediğimiz insanlarla arkadaşlık kursun istiyoruz, Meslek seçerken bile bizim istediğimiz mesleği yapsın istiyoruz. Çocukların ufkunu daraltıyor ve hayallerini kısıtlıyoruz. İstediğimiz şekli veremeyince, dediğimiz kalıba girmeyince çatışıyoruz. Anne baba olmanın bize bu hakkı verdiğini savunuyoruz. Bizler ebeveyn olarak onlar için her şeyin en iyisini, en doğrusunu istediğimizi söylerken, Onların isteklerini kısıtladığımızın farkına varamıyoruz. Bu farkına varamayış ezelden beri kısır bir döngüye girdiği için bu girdaptan kurtulamıyoruz. Ve elimizin altında olan, Orada olduğuna emin olduğumuz eşlerimiz… O kapı her gün açılır, O masa her gün kurulur, O işe her gün gidilir , Hayat düzenini kurmuştur , Rutin nimettir deriz hani hep ama rutin monotonlaşınca işin tadı kaçıyor! Mesela yazılı olmayan kurallar vardır hani Olsa güzel olur, olmasa dile vurulmaz… Mesela dönüp bir bakalım vazomuz kaç zamandır taze çiçek görmedi ? Ya da adam işten geldiğinde yüzüne gerçekten dikkatle baktık mı günü nasıl geçti diye ? Yıllar geçip giderken biz sadece olması gerekenlerin peşinde koşturuyoruz. Peki olmasa da olur , ama olsa güzel olur şeyleri neden hayatımıza katmıyoruz ?
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.