3 Eyl'de yayınlandı

Günlük konuşmalarımızda cümlelerimizi güçlendirmek, düşüncelerimizi kestirmeden aktarmak için sık sık atasözlerine başvururuz. Ancak kuşaktan kuşağa aktarılan bu köklü sözler, yıllar içinde kulaktan kulağa değişime uğrayarak asıl anlamlarından uzaklaşabiliyor. Dil bilimcilerin "halk etimolojisi" olarak adlandırdığı bu durumda, dilde unutulan eski sözcükler veya yer isimleri, zamanla halk tarafından daha bilindik kelimelerle değiştiriliyor. İşte günlük hayatta sürekli yanlış söylediğimiz ama doğrusunu öğrenince ufkunuzu açacak 7 atasözü:
1. "Su uyur düşman uyumaz" değil: "Sü uyur, düşman uyumaz"
Gece gündüz akan suyun nasıl uyuduğunu mantıken hiç düşündünüz mü? Buradaki "su", bildiğimiz içtiğimiz ya da dereden akan su değildir. Öz Türkçe bir kelime olan "Sü", asker ya da ordu anlamına gelir (günümüzdeki "subay" kelimesi de buradan türemiştir). Atasözünün asıl amacı, askerler veya ordular dinlense bile düşmanın her an tetikte olabileceğini hatırlatmaktır.
2. "Ana gibi yar olmaz" değil: "Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz"
Buradaki "ana" anne, "yar" ise sevgili anlamında değildir. Söz konusu Ane, Irak'ta Bağdat yakınlarında bulunan, dik uçurumları ve zorlu coğrafyasıyla bilinen tarihi bir kenttir. Kelime anlamı olarak "yar" ise uçurum/yargıl demektir. Yani ifade; "Ane gibi derin uçurum, Bağdat gibi güzel şehir olmaz" manasında coğrafi bir benzetmedir.
3. "Aptala malum olurmuş" değil: "Abdala malum olurmuş"
Bir olay önceden tahmin edildiğinde sitemli ya da esprili bir dille kullanılan bu sözdeki kelime "aptal" (zekası kıt) değildir. Doğrusu; tasavvufta derviş, ermiş veya sezgileri güçlü, gönül gözü açık kimse anlamına gelen "Abdal" kelimesidir. Sözün gerçek amacı birine hakaret etmek değil, sezgisi güçlü kişilerin hislerinin doğruluğunu vurgulamaktır.
4. "Göz var nizam var" değil: "Göz var, izan var"
Bir durumun apaçık ortada olduğunu veya mantık gerektirdiğini söylerken kullanılan bu cümlede geçen kelime "nizam" (düzen) değildir. Arapça kökenli bir sözcük olan ve anlayış, kavrayış, akıl, idrak anlamına gelen "İzan" kelimesidir. İfade, bakmakla görmek arasındaki farkı ve akıl yürütmenin gerekliliğini anlatır.
5. "Ateş olsa cürmü kadar yer yakar"
Bu atasözü söylenirken genelde "cürüm" (suç) kelimesiyle karıştırılır. Oysa buradaki sözcük, hacim, boyut, kapladığı alan anlamına gelen "Cürm" kelimesidir. Yani atasözü "Ne kadar suç işlerse işlesin..." demek değil; "Ateş ne kadar büyük olursa olsun ancak kendi hacmi, kapladığı alan kadar yeri yakabilir; korkulacak bir şey yok" anlamına gelir.
6. "Kısa kes aydın havası olsun" değil: "Kısa kes Aydın abası olsun"
Lafı uzatan birine "sadede gel" demek için söylediğimiz bu deyimde geçen "hava", bir müzik veya oyun havası değildir. Ege bölgesinde Efelerin giydiği, diz üstünde biten, kısa yünlü giysiye veya kumaşa "Aba" denir. Terzinin kumaşı kısa keserek Efe abasına benzetmesinden yola çıkan ifade, zamanla halk arasında "Aydın havası" haline dönüşmüştür.
7. "Geçti Bolu’nun pazarı..." değil: "Geçti Bor’un pazarı, sür eşeği Niğde’ye"
Bir fırsatın kaçırıldığını anlatmak için kullanılan bu ünlü sözde geçen şehir Bolu değil, Niğde'nin Bor ilçesidir. Bor ilçesinde kurulan büyük pazarı kaçıran satıcıların, mallarını satmak için bir sonraki durak olan Niğde merkezine gitmek zorunda kalmasını anlatan yerel bir hikayeye dayanır.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.
YORUMLAR · 0
İlk yorumu sen yaz.